
François Rabelais, İş Bankası Kültür Yayınları
” –Gargantua’nın aramıza ne kadar eski bir soydan geldiğini görmek için sizi Pantagruel’in yüce hayat hikayesine yollarım. Orada uzun boylu öğrenirsiniz devlerin dünyamıza nasıl geldiğini ve Pantagruel’in babası Gargantua’nın onların özbeöz evladı olarak nasıl doğduğunu; gerçi bu öyle bir konudur ki ne kadar tekrarlansa, siz beyzadelerin o kadar hoşlarına gider, Platon’un Philebos ve Gorgias’ından bilirsiniz, Horatius da der ki, kimi konular, herhalde bunlar gibileri, ne kadar sık söylenirse, o kadar tatları artar öyledir ama şimdilik bunları anlatmadan geçmemi hoş görün…
François Rabelais (1494?-1553): Roman sanatının doğuşunu müjdeleyen çağın en önemli yazarlarından biridir. Daha sunuşunda, okuyucusuna “Gülmektir çünkü insanı insan eden” diye seslenen Gargantua’ysa (1534) yazarın mizah ve olağanüstünün destansı bir birleşimini oluşturan beş kitaplık külliyatının ikinci halkasıdır.”

İskender Fahrettin Sertelli, Karakarga
” -İskender Fahrettin Sertelli, nam-ı diğer Behlül Dânâ, deyince aklınıza İstanbul’un Arsen Lüpen’i Ele Geçmez Kadri, Türk Polis Hafiyesi Yılmaz ya da Şeytan Hadiye isimleri gelmiyorsa çok şey kaybediyorsunuz. 1930’lu yılların popüler polisiye yazarı İskender Fahrettin Sertelli’nin daha önce Latin alfabesine aktarılmamış öykülerinin yer aldığı bu seçki, hayal dünyası karşısında şaşıp kalacağınız bu yazarla tanışmak için büyük fırsat.
Çok yönlü bir sanatçı olarak daima üreten ve halkı aydınlatmaya çalışan, 1943 yılında henüz 48 yaşında hayata gözlerini yuman Sertelli’nin İngilizce “dime novel” olarak anılan, çok değerli araştırmacı yazar Erol Üyepazarcı’nın verdiği adıyla da “onparalık öyküler” türünde yazmış olduğu üç ayrı polisiye serisinden üç karakter olan Şeytan Hadiye, Amerika’da bir Türk Polisi Yılmaz ve Ele Geçmez Kadri’nin öyküleri Makineli Kafa’nın Hikâyesi’nde bir araya geliyor.”

Sheridan Le Fanu, Bilge Karınca Yayınları
” -Tedirgin edici, ürperten şiirleri (Kuzgun örneğinde olduğu gibi) ve Morg Sokağı Cinayetleri, Kızıl Ölümün Maskesi Oval Portre vb. kısa gerilim öyküleri yazan ve bu türün öncüsü Amerikalı yazar Edgar Allan Poe ile çağdaş olan Dublin’li J. Sheridan Le Fanu korku, gerilim ve özellikle doğaüstü, “gizemli” olayların konu edildiği hikâye ve romanları ile en az çağdaşı Poe kadar usta olduğunu ispatlayan bir yazardır.
Le Fanu’nun olağanüstü ustalıkla kurguladığı, okuyucuyu kıskıvrak yakalayan, ürkütücü, doğaüstü varlıkların kol gezdiği hikâyelerinden oluşan Madam Crowl’un Hayaleti kitabını türün meraklılarına ve Le Fanu hayranlarına keyifli okumalar dileğiyle.”

Steve Jones, Ayrıntı Yayınları
” –Cumhuriyetin dâhilere ihtiyacı yok. Bu ifadeler 19. yüzyıl Fransa’sının en büyük bilim insanlarından birini giyotine mahkûm eden yargıca ait. Steve Jones kitabında bu sözlerden yola çıkarak, okurlarını aksini gözler önüne seren bir yolculuğa davet ediyor.
Dâhilere Gerek Yok, uçan balonların ilk keşfinden patlayıcıların kitlesel imha araçları olarak kullanılmalarına; patatesin Eski Dünya’daki açlığa çare oluşundan kimya bilimiyle atletizmin evliliğine kadar; dönemin bilimsel gelişmelerini ve Fransız Devrimi’ni sıra dışı bir açıdan incelemek isteyenler için keyifle okunabilecek bir kaynak çalışma…”

Philip K. Dick, Alfa Yayıncılık
” -Kurmacaya karışan gerçek hayat, gerçek hayata sızan kurmaca. Gerçekliğin dokusu pembe bir ışınla yırtıldığında göreceklerimize kaçımız hazır olabiliriz ki?
PKD, 1974 Martında bir diş operasyonu sırasında verilen ilacın etkisiyle tuhaf bir dini deneyim yaşadı. Bir şizofreni krizi miydi yoksa gerçekten mistik bir deneyim mi yaşamıştı? Valis bu dönemin olağanüstü hikâyesidir: Delilik, paranoya, bölünmüş kişilikler, üç gözlü insanlar, tanrı, ölüm ve bir kedi.
Valis sizi çağırıyor.”

F. Scott Fitzgerald, İş Bankası Kültür Yayınları
” -Yaşlı bir adam olarak dünyaya gelip zamanla gençleşme fikri F. Scott Fitzgerald’ı büyülüyordu. Yazarın iki yıl boyunca zihninde evirip çevirdikten sonra 1922 yılında yazdığı Benjamin Button’ın Tuhaf Hikâyesi’ni Mark Twain’in şu sözü esinlemişti: “Hayatın en iyi kısmının başta, en kötü kısmının da sonda olması ne yazık.” Fitzgerald bu en bilinen hikâyesinde 1860 yılında yaşlı bir adam olarak doğup giderek gençleşen Benjamin Button’ın hayatını anlatır. Yaşlanma üzerine yazılmış bu nükteli, fantastik hiciv, Hollywood’un da dikkatinden kaçmamış, 2008’de vizyona giren film uyarlaması büyük ilgi görmüştü.”

Nebil Özgentürk, Karakarga
” -Nebil Özgentürk’ten Yeşilçam’ın unutulan “unutulmazları” için bir saygı duruşu!
Aliye Rona’dan Münir Özkul’a, Kemal Sunal’dan Erol Taş’a, Metin Akpınar’dan Arzu Okay’a Yeşilçam’ın unutulmaz isimleri daha önce hiç duymadığınız hikâyeleriyle bu kitapta bir araya geliyor. Onlar beyazperdenin kötü kadınları ve kötü adamları, iyilik timsalleri, saf ve temiz karakterleri ya da binbir fırıldak çevirenleri… Bugün hâlâ filmleriyle binlerce kişiyi televizyon karşısına çeken isimler özel hayatlarını Nebil Özgentürk’e açıyor ve okuru zamanda bir yolculuğa davet ediyor.”

Epameinondas Kyriakidis, İstos Yayınları
” -Beyoğlu Sırları romanı Epameinondas Kyriakidis’in (İstanbul 1861-Atina 1939) kaleme almış olduğu ve İstanbul’da Karamanlıca/Türkçe yayımlanan “Anatoli” gazetesi müdürü Evangelinos Misailidis (Κula, Manisa 1820-İstanbul 1890) tarafından Türkçeye çevrilip, aynı gazetede 1888-1889 yıllarında tefrika edilmiş bir eserdir.
Dönemin “City Mysteries / Mystères urbains” yani “Şehir Sırları” türüne ait olan bu romanda yazar E. Kyriakidis İstanbul hakkında yazılan diğer “gizemli romanlar”da olduğu gibi, Avrupa’dan ithal edilmiş âdetler nedeniyle yozlaşma ve ahlaksızlık merkezine dönüşmüş olan Beyoğlu’ndaki Rum “sosyete”nin şatafatlı yaşamını ve yeni edindiği tavırları eleştirmektedir. Yazar söz konusu toplumun bir parçası olan bu gösterişli yüksek tabakanın gizli taraflarını sergilerken aynı zamanda İstanbul’un karanlık yanlarına da ışık tutmaktadır. Şehrin yolsuzluk inleri, sefil mahalleleri ve fuhuş evleri gözler önüne serilirken, okur, yaşamın tehlike ve tehditlerle dolup taşan yönüyle karşı karşıya gelmektedir.”

Kolektif, Karakarga
” -Uyku… Hayatımızdan çalan bir düşman mı yoksa gerçekten kendimiz olabildiğimiz, kendimizle olabildiğimiz tek zaman mı? Bazen davetsiz bir misafir bazen çağrılsa da gelmeyen… Bazen düşülen bazen kalınan… Herkesin uykuya ve uyumaya dair deneyimi biricik. Bu kitapta uykunun her halini bulacaksınız. Sümer Kral Destanları’ndaki uyku ile ilgili bölümler, 24 edebi deneme ve 3 öyküyü bir araya getiren Müstakil Eylem, okuru uyku üzerine biraz daha düşünmeye ve konuşmaya davet ediyor.”

Nurdan Gürbilek, Metis Yayıncılık
” –Her yazarın içinde az ya da çok bir yer yaratma, bütün yerleri geride bırakıp yazıya yerleşme isteği vardır. Bir yazınsal vatan: Bu taşlı toprağı ben yarattım, bu geniş bozkırı, bu yeşil tepeleri, bu zirveleri karla kaplı dağı ben yarattım. Dağda yanan ateş, ateşin başında toplanmış insanlar, insanların dinlediği hikâyeler benim eserim. Ama sadece bir yazı olanağından değil, bir yaşam olanağından da söz eden bir yazarın yazınsal yurda rahatça yerleşmesini beklemek safdillik olurdu.
İkinci Hayat’ta “yer duygusu” üzerine düşünüyor Nurdan Gürbilek. Bir yandan “yer”e, “yurt”a, “ev”e edebiyatın, bazen sinemanın açtığı kapılardan giriyor; kökenlere ve başlangıçlara, kaçanlara ve dönenlere, eve ve sırlarına yakından bakıyor. Diğer yandan anlatı, üslup ve dili bu ana eksen etrafında değerlendiriyor; “dilsel vatan” ve sınırları üzerine düşünüyor.
Bazı sorular eşliğinde: Kapısını başkalarına sımsıkı kapatmış bir kompartmana, bir özel sığınağa, bir kişisel hücreye mi dönüşecek ev, yoksa o koruyucu hücreyi geniş bir ortaklık zemininde yeniden tanımlayabilecek miyiz? Etrafına kalın duvarlar çekmiş bir “coğrafya kaderdir”e mi sürükleniyoruz, yoksa daha geniş bir yurt tanımına ulaşabilecek miyiz?
Bugün evin hayatımızın merkezine oturduğu bir dünyada bizi evin gerçek ve mecazi, olumlu ve olumsuz anlamları üzerine düşünmeye çağıran deneme ve fragmanlardan oluşuyor İkinci Hayat.”